nar
ya git harabeye döndür yurdumu
ya kal cennet eyle gönül bağımı…
gönül tahtımda dururken alın yazgımla
örttüğüm mezarlıklara kazmayı vurma
öfkelerini çekiç edip,
sözleri çivi misali çakma
kalbim acıyor…
beni yokluğunla itham ettiğinde…
biz ki ezel zamandan, ebede yürüyen
sonsuzluğu yurt bilen bir aşkın
en zirvesine böyle çıkmışken
uçuruma düşmek yakışmaz bize…
öfkelerin galip geldiği yerde
mağluptur insanoğlu…
ki aşk öfkenin rüzgarında yaşamaz
yokluğunu azı dişimin ağrısıyla çekerken
varlığına can atan yanımdan sitem etme
sensizliği gam eyleyip sızlarken
sana arzularımı yük bilme yüreğine
ben ki seni aşkın divanında yar bilen
yüreğimin gelini eylediğim sevgili
sana bu kadar çırpınırken kalbim
senden geçiyor olduğumu söyleme…
hüznün yoldaştır gönül yoluma
gamın sırdaştır suskun halıma
yüreğinin mültecisidir bu aşk
be’mecal kalsam bile gönül yurdunda
yakma nar ateşini kollarımda…