İstanbul
Ey İstanbul
ruhumda siyah, simsiyah bir yalnızlık
beyaz gecelerde irin kaplıyor aydınlık
her geçen gün, bir başka büyüyor içimin sıkılganlığı
bir eğilip, bin öpesim var toprağını
ruhum kirleniyor buralarda
alnımda koca bir leke gibi duruyor bu uzaklık…
Ey İstanbul
yaşamayan ne bilsin sana olan tutkuyu
omuzlarında duran tarih,
ortasında durduğun dünyadan da büyük
sonsuzluğa uzanan bir sela gibi
arşın yedi kapısına senden yükseliyor ezanlar
seni solmayan ne bilsin kokunu
özlemeyen hissetmez o yardanda yaren ruhunu
Ey İstanbul
senden geçersem niran olsun yüreğim
aç o kadim bağrını, kalbimi boğazına dökeyim
sorma kalp sızımı, sorun değil
kaburgası kırık bir Ceylan gibi can çekişirim
susmasın, yükselsin yedi tependen ezanlar
sensizliği öksüzlük bildiğim bu cihana…