Lal-i firkat ağır aksak zamanın ipinde gergin kirpiklerimçatık kaşlarımın düşünceleri beraat ettiği vakitdudaklarımı coptan geçiren dişlerim öfk
Ham Mabed-i ensar rükusunda vehm-i aşktayımEllerime giydirilmemiş avuçlarının boşluğundaRevnak yağıyor vakitsiz gelen sonbahar yağmurlarıVuslata dü
tül saçının telini iğneye geçiripgeçmişten kalan yaralarıma dikiş atıyorumsende tadıyorum cümlenin en aleminikolay sevdiğimi sanmagön
Aşk-ı revan Dilim lal, içim aşk-ı revanÖzlemekten yüreğime har damlatıyorum bu sabahÖyle sanıldığı gibi değil, yaşadığım başkaBeyaz örtünen
tiryaki olası yokluğuniçime yaralar açıyorruhum sen tütüyortürlü düşünceler beynimdeve üstelik sana bağımlıyımkalbin du
Yusuf’iyim ben sana... Solumda bir mızrap gönül tele ininceRuhuma aşkı söyleten sen gelirsin aklımaAyamda gülüşlerin türkülere sarıncaBam teli vurum
Kaçıyorum Çekilir dizlerim karnımın sığınağınaBükülür, kırılırım bir haziran’aSaatler zerdüşt, ellerimde bin asırYoksun…Aşkın al r
Git! toprağın suya hasret dudaklarına düştü cemaligölgesi cüssemden büyük,gözleri çakmaktan çakın misalibir ateş top
Sen olmazsan Sen olmazsan…Heyecanlarımızı kim coşturacak?Kahkahalarımızı kim havaya kaldıracak?Sevgili…Sen olmazsan….Yüreklerimizde kim kandiller y
O bile yeter Esrik bir zamanın koynunda boylu/boyuncaUzanmış kendimi seyre dalıyorumŞakağımda düşünceler namlusuBöğrümde gidişine saplanmış paslı bı&cced