Kalem sahibi ile iletişime geçin

SIIRLERIM

kahr

Eklenme

-

beyaz yapraklarda kanlı dövüşlerin yara izleri
katliam meydanlarında inanç çatışmaları
aklıma sığmayan dehşetin üç boyutlu tomografisi
ve inancımı katleden seferler geçiyor gözümden
satırlar kalbime batıyor, içimde can pazarı

düzenimi tar’u’mar eden düzensizliğin içinde
aldığım ilk darbe etkisi duruyor daha Uhud’da
neden kör olduğum, niçin uyanmadığım sorulur
şu başsızlığım, hevada yiten inancım
ah kâr/zararı bilmeyen tüccarlığım
üstelik vahşet kılıcının darbesi ciğerlerimde dururken
nasıl açılsın gözüm, nasıl uyanayım ölmüşlüğümden

tuna ciğerlerinden kılıçlandığından beri
vahşi bir toplumun ölüm rüzgarı esiyor
bu gönüllü bir göç değil,
evelden sürülmüşlüğümün dramı
çocuğumun kundakta katledilme ağıdı
Endülüs yangını, Kudüs vurgunu

bin koldan saran dehşetin ölüm tacirliği
bölünmüşlüğümün mezhep çatışmasında
yüzümü kanla sıvar inanmışlığım
bu bir sistematik ırk ayrılığı, kerbela
Körfez’de batışım, Aksa’da savrulmuşluğum
soykırım ve faili meçhul vurulmalarım
namusu kirlenmiş bir anne utancı
bir babanın dara çekilişi
ah… benim bahtsızlığım…

dağların boyun eğdiği zulümler
Bizans oyunlarıyla sergilenirken Anadolu’da
Akdeniz, Karadeniz, Ege ve Marmara…
altımdan nice fay hattı geçiyor
kuşanmışım her koldan
annemin karnında vurulmuşum
nasıl anlatayım…
tarifsiz ölümlerde apansız çığlıklar
bir inancın başını soysuzca çekenlerin
ölüm marşları çınlıyor kulaklarımda
Bal’kan’lar bal’çığa düşmüş
önce ferman,
sonra soyların sürümü ve kıyımı

Piacenza’yı unutursam kahr’olayım
II. Urbanus’un inancıma kustuğu nefret
verdiği ferman ve vahşeti başlatan o narayı…

Kudüs’ü, Endülüs’ü, Aksa’yı…
Srebrenitsa’nı, Arakan’ı, Irak’ı…
Filistin’i, Suriye’yi, Çeçenistan’ı,
Uygur’u, Somali’yi, Kırımı…
Özümü, sözümü, közümü unutursam kahr’olayım!

Paylaş

YORUMLA

DEVAMINI OKU
Duygularınızı yorumlayın

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SIIRLERIM

mühür

Eklenme

-

kirpiklerimin yokuşundan
düşen yağmur taneleri
gamzelerinin arkından
gönlünün denizine aksa diyorum

hicri takvimlerde eskimiş
telmih zamanlardan miras olan
bu hissin çağdaş duygusuyla
uğurlarken gönlümün mayıs kuşlarını
Haziran’a gebe bir düşe yürüyorum

ipsiz bir uçurtmanın göğe salınımından
dipsiz bir hüznün derin kuyusuna
üryan dalıyorum
ne kadar dibe çekebiliyorsa girdap
o kadar gömülüyorum

benim bahtım kusurlu
kendi güneşinde ısınmaz rüzgar misali
nice estim, çokça gürledim
dövülen iç duvarlarımda
hep kendi gönül çatımı yıktım

ah… şu sarı gün güzeli
lavanta kokusu ve kırmızı bergamot
sakallarıma şiir dolduran kandil
Haziran’da açan tüm çiçekler aşkına
Meryem’in rahmine düşen kimliksiz döl misali
yeni bir acı peydahlıyorum sevinçlerime

erzel bir ağrıya pergelleyip kalbimi
yitirdiğim tüm çağdaş duygulara inat
toplayıp silik aklımı
ruhbaniyet mührünü yeniden basıyorum soluma.

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Ahval

Eklenme

-

Zahit şarabından içip cevreden
Her mey sunan demde saki değildir
Can nakışlı bağda seyran ederken
Her gördüğün yeşil haki değildir

Garip bir hal ile yola düşerken
Rastladığın yolcu derviş değildir
Hali melalini dile dökerken
Her dinleyen kulak hakim değildir

Fâniyât yurdunu baki bilenler
Bu yurtta bir ev yapmış değildir
Verilen nimeti mal mülk sananlar
Bir çöp dahi alıp gitmiş değildir

Nihan-ı ervahtan her beri gelen
Kâinat sırrına ermiş değildir
Mavera çölünden henüz geçmemiş
Mezalim yurdundan araf değildir

Dedim ya sâdırım ahval böyledir
Sırra vâkf olmamış sırdaş değildir
Hevâ yurdunda gafil gezene
Bezm-i elest dâhi delil değildir

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Nakş-ı dildâr

Eklenme

-

Kaldır nikabını vech’in göreyim
Gevher-i nârına düşüp yanayım
Şem-i ruhsarına bezm-i haline
Alıp can havliyle sardırır beni

Dökülmüş zülüfler örtmüş çehreyi
Saçılmış gerdana nakış benleri
Şarab-ı la’linde tatlı dilleri
Alıp aşk bahrine daldırır beni

Mushafta görülen ey bahri ayan
Aşığa zulmette münevver olan
Ab-ı zülâl ile gönül yurduna
Od’lara yandırıp kandiller beni

Cemali nurunda gönül gülşeni
Karartır âf-tâbı sâye misali
Safha-i gerdûna ey nakş-ı dildâr
Her ettiği sözde kandırır beni

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Bizim ellere

Eklenme

-

Deli bir poyraz esiyor yine
Kalk gidelim diyor bizim ellere
Dağların ardında sıralı hasret
Dizlerim gidelim bizim ellere

Ne dağlar aşıldı ne kaldı derman
Yâri şirin yazmış bu cana ferman
Dertlerim dizilmiş sıralı kervan
Gönül kalk gidelim bizim ellere

Siyah bir rüyada gördüm yar seni
Beyazlar kuşanmış gelin gibiydin
Takılmış beline aldan bir kuşak
Bir deste gül ile yolda gibiydin

Vuruldum solumdan dedim ki eyvah
Saplandı bağrıma keskin bir mızrak
Yıkıldı aşk bağım, viran bağbanım
Gönül kalk gidelim bizim ellere

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Savur öyle git

Eklenme

-

Kader tuzağına beni çeken yar
Cihana bedel derdim var benim
Ne yapsan yine de severim seni
Halimi hatırımı sorda öyle git

Şu gönül bahçemin derilmez gülü
Figanı bağrıma salıp duran yar
Ateş-i aşkına yanan gönlümü
Yönsüz rüzgarlara savur öyle git

Zâhiri bâtıni şan-ı devranım
Aşkın fermanını bana yazan yar
Yusufluk zindana düşmeden henüz
Züleyha şevkiyle öp de öyle git

Melanet hırkasını giydirip cana
Mecnun gibi beni çöle salan yar
Hakikat bahrinde derin yüzdürüp
Abdallar ağına düşür öyle git

Gönlümün ibadet, yurdu, mabedi
Keramet aklımı baştan alan yar
Mürşit kapısında dara çektirip
Ruhumu sinene defnet öyle git

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Bülbül güle küser mi

Eklenme

-

Sevgi emek işidir
Seven gönül usanmaz
Yâri güzel olanın
Başı beladan çıkmaz

Bülbül güle küser mi
Gönül koyup gider mi
Yâri güzel olanın
Çilesi hiç biter mi

Gel temaşa edelim
Gönlüm sana darılmaz
Aşk mayası kederdir
Kedere küslük olmaz

Bülbül güle küser mi
Gönül koyup gider mi
Yâri güzel olanın
Çilesi hiç biter mi

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

EN ÇOK OKUNANLAR