Zebân-ı zem

Zem ile aşığa kem bakan yâr-i nadan
Kırdığın gönülde izlerin baki kalır
Bibehre düşüp de namümkünün ardına
Gidende mirasın dem ile hünkâr olur

Düşüp aşk bahrine ruhu ile yananda
Yüz mahı tabanda vecası baki kalır
Aşığa cevredip yad ile hemhal olan
Muradı maksudu yer ile yeksan eder

Zulmeti kuşanıp şeb ile nihan duran
Ferdası gam ile ayazda üryan kalır
Kırağı har ile firkatı vira olan
Gönülgah yurdunda aşığa nisyan olur

Badesi zebânda sem ile ikram olan
Gönül mabedinden bihaber ırak olur
Hun ile bin secde etse de haşa başı
Kevser ırmağında tenha bir vaha kalır