Kalem sahibi ile iletişime geçin

SIIRLERIM

Ebabilleri vurma

Eklenme

-

Ağıdıma karışan bahtımın acımasızlığına…

Köhnegah sarayımda gam üreten yalnızlığım
Vefa yurdu vefasızlık talanında yorgunum

Bilmem yeterince tanıdın mı?
Üstüm başım toz toprak içinde
Kollarım omuzlarımdan kırık
Ve ayaklarım taşımıyor artık gövdemi
Alem sürüngeni içimin topallığı

Sana kırgın değilim
İnan alıştım ara ara vurulmalara
Kırıldım önceden yazılmış yazgımdan
Öldürmeyen acıların yanı başı kanamasına
Rahme düşmemiş evladımın hatrına
Biraz soluklan ve ebabilleri vurma

Gönlümün pazarında yükselen ağıdıma aldırma
Her doğum ölüme gebedir nasılsa
Göğüne kışlalar kurdum dualarla
Ve düşlerle süsledim dört yandan
Dur, etme yaren-i revan
Takatim yok, ebabilleri vurma

İnsan sevince sonunu düşünmez
Hep sonradan akıl gelir başa

Bakma gözlerime, kan tutmasın seni
Ve tıka kulaklarını, çığlığım sağır etmesin
Nereden geldiğimi sorma
Bir aşkın defninden geldiğini nasıl söyleyebilir insan
Öldüğümü benden duyma
Ve inan en az senin kadar şaşkınım bu duruma

Şimdi suçla beni
yeni anlayışsızlıklar yükle vurulmuşluğuma
Katil et yarını olmayan anlamsız arzulara

En çok seninle aynı dualarda buluşmayı
Adımızın sessizce biraraya gelmesini sevdim
Birde birlikte ıslattığımız secdeleri
Ki en sevdiğim duasın kıblegahımda
Beni böyle orantısız savurma
Tutunamam yokluğunu getirecek fırtınalara
Göğsümde ebabiller uyuyor onları uyandırma

Gözlerinin keşfedilmemiş coğrafyasında esrikliğim
Bağışla, yeni dünyaya epey eskiyim
Ben seni sevme çağından kalma cahil
Gündelik aşklara kav-i nihale
Avuç içlerimde severim serçeleri
Ve boynundan koparılmamış gülleri dalında
Bölünmemiş narların aşkına
Dur, ebabilleri vurma

Ve insan sevdanın kınından çekince aşkın kılıcını
Kalbi oyuk bir taşa benzetir yaşanmışlığı
Kekrettiği kanı lengerden içer
Kızılcık şerbetidir acının sunağı
Sen bilmezsin…
Kazma küreğe gerek olmaz
En derin mezarı içine eşer aşıklar

Nefeslerine üflendiğim yerden kopsun kıyamet
Çarmıha gerilsem de dilemem merhamet
Ne olur kendine iyi bak, hayr’olsun sana alamet
Yüzünün saklandığı gölgemde kalsın mübayenet
Ölüm bile yeni bir başlangıçtır nihayet
Dur, yinede ebabilleri vurma…

Paylaş

YORUMLA

DEVAMINI OKU
Duygularınızı yorumlayın

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SIIRLERIM

mühür

Eklenme

-

kirpiklerimin yokuşundan
düşen yağmur taneleri
gamzelerinin arkından
gönlünün denizine aksa diyorum

hicri takvimlerde eskimiş
telmih zamanlardan miras olan
bu hissin çağdaş duygusuyla
uğurlarken gönlümün mayıs kuşlarını
Haziran’a gebe bir düşe yürüyorum

ipsiz bir uçurtmanın göğe salınımından
dipsiz bir hüznün derin kuyusuna
üryan dalıyorum
ne kadar dibe çekebiliyorsa girdap
o kadar gömülüyorum

benim bahtım kusurlu
kendi güneşinde ısınmaz rüzgar misali
nice estim, çokça gürledim
dövülen iç duvarlarımda
hep kendi gönül çatımı yıktım

ah… şu sarı gün güzeli
lavanta kokusu ve kırmızı bergamot
sakallarıma şiir dolduran kandil
Haziran’da açan tüm çiçekler aşkına
Meryem’in rahmine düşen kimliksiz döl misali
yeni bir acı peydahlıyorum sevinçlerime

erzel bir ağrıya pergelleyip kalbimi
yitirdiğim tüm çağdaş duygulara inat
toplayıp silik aklımı
ruhbaniyet mührünü yeniden basıyorum soluma.

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Ahval

Eklenme

-

Zahit şarabından içip cevreden
Her mey sunan demde saki değildir
Can nakışlı bağda seyran ederken
Her gördüğün yeşil haki değildir

Garip bir hal ile yola düşerken
Rastladığın yolcu derviş değildir
Hali melalini dile dökerken
Her dinleyen kulak hakim değildir

Fâniyât yurdunu baki bilenler
Bu yurtta bir ev yapmış değildir
Verilen nimeti mal mülk sananlar
Bir çöp dahi alıp gitmiş değildir

Nihan-ı ervahtan her beri gelen
Kâinat sırrına ermiş değildir
Mavera çölünden henüz geçmemiş
Mezalim yurdundan araf değildir

Dedim ya sâdırım ahval böyledir
Sırra vâkf olmamış sırdaş değildir
Hevâ yurdunda gafil gezene
Bezm-i elest dâhi delil değildir

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Nakş-ı dildâr

Eklenme

-

Kaldır nikabını vech’in göreyim
Gevher-i nârına düşüp yanayım
Şem-i ruhsarına bezm-i haline
Alıp can havliyle sardırır beni

Dökülmüş zülüfler örtmüş çehreyi
Saçılmış gerdana nakış benleri
Şarab-ı la’linde tatlı dilleri
Alıp aşk bahrine daldırır beni

Mushafta görülen ey bahri ayan
Aşığa zulmette münevver olan
Ab-ı zülâl ile gönül yurduna
Od’lara yandırıp kandiller beni

Cemali nurunda gönül gülşeni
Karartır âf-tâbı sâye misali
Safha-i gerdûna ey nakş-ı dildâr
Her ettiği sözde kandırır beni

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Bizim ellere

Eklenme

-

Deli bir poyraz esiyor yine
Kalk gidelim diyor bizim ellere
Dağların ardında sıralı hasret
Dizlerim gidelim bizim ellere

Ne dağlar aşıldı ne kaldı derman
Yâri şirin yazmış bu cana ferman
Dertlerim dizilmiş sıralı kervan
Gönül kalk gidelim bizim ellere

Siyah bir rüyada gördüm yar seni
Beyazlar kuşanmış gelin gibiydin
Takılmış beline aldan bir kuşak
Bir deste gül ile yolda gibiydin

Vuruldum solumdan dedim ki eyvah
Saplandı bağrıma keskin bir mızrak
Yıkıldı aşk bağım, viran bağbanım
Gönül kalk gidelim bizim ellere

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Savur öyle git

Eklenme

-

Kader tuzağına beni çeken yar
Cihana bedel derdim var benim
Ne yapsan yine de severim seni
Halimi hatırımı sorda öyle git

Şu gönül bahçemin derilmez gülü
Figanı bağrıma salıp duran yar
Ateş-i aşkına yanan gönlümü
Yönsüz rüzgarlara savur öyle git

Zâhiri bâtıni şan-ı devranım
Aşkın fermanını bana yazan yar
Yusufluk zindana düşmeden henüz
Züleyha şevkiyle öp de öyle git

Melanet hırkasını giydirip cana
Mecnun gibi beni çöle salan yar
Hakikat bahrinde derin yüzdürüp
Abdallar ağına düşür öyle git

Gönlümün ibadet, yurdu, mabedi
Keramet aklımı baştan alan yar
Mürşit kapısında dara çektirip
Ruhumu sinene defnet öyle git

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Bülbül güle küser mi

Eklenme

-

Sevgi emek işidir
Seven gönül usanmaz
Yâri güzel olanın
Başı beladan çıkmaz

Bülbül güle küser mi
Gönül koyup gider mi
Yâri güzel olanın
Çilesi hiç biter mi

Gel temaşa edelim
Gönlüm sana darılmaz
Aşk mayası kederdir
Kedere küslük olmaz

Bülbül güle küser mi
Gönül koyup gider mi
Yâri güzel olanın
Çilesi hiç biter mi

Paylaş

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

EN ÇOK OKUNANLAR