Zamansız esen rüzgâraKapılma gönül kapılmaGeç kalınmış sevdalaraTutulma gönül tutulma
Vakitsiz dökülür yaş
Ey insan: Bağbanı olmadığın bağdan tat alamaz, yolcusu olduğun faniyeye han olamazsın...
Her yanım zevki sefa olsa daSarayların tahtlarına konsam daHer savaştan zaferlerle çıksam daSen yoksan, anlamı yok be sılam
Soframda cennetin meyveleri
Zamandan kopmuş bir yalnızlık yüreğine yerleşmişti onun. Her sabah, yeni bir eksiklikle uyanır, geceden kalma düşlerini pejmürde bir heybe gibi s
bu gece ağladımgökte yıldızlar, yerde her ne varsaher şey şahidim olsun kibu gece sensizliğe ağladımhiç bir vakit yokluğun bu kadar ağır gelmedi ban
Sonra dedim ki: Sevdiğin kadar yaşıyor, yok saydığın kadar ölüyorum...
Şehr-i kabus, gölgeler yükseliyorNasıl bir acıdır ki feza da/hi ağlıyorMeftun-i lahzada cebir,Kamber, kubbe düşüyorSana inat diyorsunSol yan
Ölü bir beden gibi aramıza uzanmış zamanSillesini hayata vurmuş yalnızlıkCümbüşleri ile zilzurna ayrılığa gebeÖnüne katmış hesapsı
Susar ve boğazına düğümlenen hıçkırıklarını bastırmak için çocuğa bakar, baba gider çocuk öksüz, anne yalnız kalır…
Hangi yoldan geçsem bilemedim yârÇatık kaşlarından geçilmez sıratHilâl-i ebrunda kurulmuş köprüİzin ver gireyim g&oum