Şehr-i kabus, gölgeler yükseliyorNasıl bir acıdır ki feza da/hi ağlıyorMeftun-i lahzada cebir,Kamber, kubbe düşüyorSana inat diyorsunSol yan
Uçkun yüreğimin derinliklerinde şule kavrukluğundayımÇakmaktan çakın gibi sarar sinemi gecenin sağırlığıTeessürle üzerime de
Özü har, cürm-ü araftır aşkınDaha başında, dikkat et.Sözüm sana / dünyaAteş olsan, cüssen kadar yakarsınBeni sığdıramazs
Ertelenmiş gelmeler istasyonundayımSen gelmesini, bense gitmesini bilemedimYarımın gecikmiş baharlarına umut besledikçeAyazsı sonbaharlara düştü
Güzel şeyleri çabuk tüketmek insan işidir...
Yokluğun bir kişiyi milyonluk kalabalıkları duymayacak kadar sessizliğe gömmüşse asla iflah olamazsın...
Gittin mi?Kaldın mı?Sen gittim diyorsunBu doğru mu?Yok yok değilİnan değilGitmek seninle olmak değildirOlmamalıYüreğim buradaBak sende buradasınDüşler
önemi yok mevsimlerindört’ünden birindeyiz iştediyorsun ki anılar,yaşanmış yıllar duruyor aramızdadursunlargitmemeliler zatensen doğduğun y
Bir dava yolunda kişisel rekabet ve anlaşmazlıkları davaya zarar verme noktasına taşıyanlar hiç bir zaman dava ehli olamamışlardır.
Zamandan kopmuş bir yalnızlık yüreğine yerleşmişti onun. Her sabah, yeni bir eksiklikle uyanır, geceden kalma düşlerini pejmürde bir heybe gibi s