şu dağlar,cengini susa vermiş bir giz boşluğueteklerinde çağlardan kalma yorgunlukgözlerime çatık bakıyor yamaçlarıvarlığıma yabancı b
Şerha duyguların mahzeninde sürükleniyor bedenimOdam soğuk, mekanım dar ve zaman ıslık çalıyorYokluğun özleme dikiş atarken içimdeK
Keyfim yerinde diye fazla sevinmeYıkmaya bir gam yeter.Gamım çok diye elemlenmeOnu da silmeye bir dem yeter…
Şimdi vakit iki hal arasıÖzlemi
gözlerimin bulutu kirpiklerimin saçaklarında donuk bir isomuzlarımda bir yük ki, dünya ağırlığına denk düşüyorkalbim bir demirci
içimin şark kuşağındahüznün atları şaha kalkmışkılıç yar elinde,darbesi can evimde…
cengine esir iç süzümlerimş
İnsan, en çok konuşurken değil, sustuğunda çözülür.
İnsan, çelişkilerin canlı hâlidir.
Ey sîneme düşen o derin aşkın alevi,Yaksa da cânımı, bahar eder zulmet evi.Firkatle yandıkça bu gönül külden bir kefen,Aş
Zem ile aşığa kem bakan yâr-i nadanKırdığın gönülde izlerin baki kalırBibehre düşüp de namümkünün ardınaGidende mirasın
paleolitik çağın gölgesindedilsiz taşların yankısıve yitik bir coğrafyadanhiçliği içime çizen,suskun bir mitos yumağı…