Har-ı gece Göz kapaklarımdan kalbime iğne gibi batan bir acıTarifsiz ve zulasında bir tek, aşkı olan adamım benGecenin sessizliğinde yokluğuna çıldırmışYutkunu
H’ar gibi Akşamın şeminde meylenmiş beste gibiBir saba makamıyla ezgiden dökülürsünGönlümün teline mızrâbın ucu gibiBir buse vuru
Gönül Nidası Uykuları kuyudan çeken gözlerime inat, yüreğime aralanan eşikteki içsellikte bir sorgulama…. Bir ömür gözlerinde
Benim değil Zifiri bir karanlığa açıyorum gözlerimi Yaşadığım ev, gittiğim yol benim değil Uyanmak için içime çektiğim hava,camdan bakark
Hulul yitik bir kavmin göç tarihine nişaneKhufu’dan kalma acılarıbeynime raptiyeliyorumiz düşlerimle… ağusu bal sevgiliçatık kaş
hüznü feveran kurşun kalemin hırsla basılan kırık ucununbeş bölü dördüyüm… iki kere ikinin inatla beş ettiği bir vakitteyimve yırtılmış bir y
Zebân-ı zem Zem ile aşığa kem bakan yâr-i nadanKırdığın gönülde izlerin baki kalırBibehre düşüp de namümkünün ardınaGidende mirasın
Gül seyri Bir sevdaya eğildi baş can ileKeman kaşı yaktı geçti har ileDedim seven hiç üzer mi seveniTutuşturdu cümle varı gam ile Kavruldum bak b
aşk-ı seyyah yokluğunun cinas yalnızlığıylaamadesi olduğum sevdanın harındangalibi aşk fermanıylamakamı ekber huzurunda gönlüne yol oluyorum sevgili…bir se
gölgede kalan vira bir rüzgârın dem vurduğu sokaklardaeski bir gökyüzünden düşen ışıklabaşladı yolculuğum… kentin alnına düşmü