ANA SAYFA | ETKİLİ SÖZLER | SATIŞ TEKNİKLERİ | BİYOGRAFİ |  İLETİŞİM
Ocak 16th, 2010

Sonu gelmiş bir sevdanın istifası

Kahırla vuruyorum kendimi bu geceye;
Sözlerin acı kadehinden içime savruk sızılar değiyor. Fırtınalı yağmurların sert damlaları gibi, akıtıyorum seni kan kırmızı göğsümün kafesinden içimin sen kesen yanına, senli düşlerimi de ateşe veriyorum ve içimin kan kulunç’unu gece yarısı nöbetlerine gömüyorum. Bu yüzden sonu gelmiş bir sevdanın istifasını yazıyorum.

Bakışlarınla dağlara yeşiller giydirerek çocukça koşarken yarınlara, içimin üşüyen titrekliğini sende ısıtıyorken, tek bir damla hüznün sana uğramasında içim kanıyorken beni tozlanmış tarih raflarının arasına çoktan kaldırmışsın bile.

Anlayamadım…
Bir sevdanın hazin sonuna bu kadar yaklaşmışken, parmak uçlarımın dövmeye durduğu klavye’min arasına gözyaşlarımı dokuyorum. Yine senden habersiz hazırlıyorum vuslatımı. Hani mavi patiskalarla sana umut ekiyorken geceleri, turuncuda seyre dururken şahaneliğini, hani seni senden gizli yaşıyorken duygularımın dipsiz kuyularında, ölümüne sevmek isterken seni, bütün bunlara karşı beklediğim tek şey yaşamaya sunduğum sevgimin kadehine bir damla düşürmendi. Yapmadın, yapmadığın gibi birde sana dair benliğimi ateşe vermeye mecbur ettin beni…

Üst üste dikiyorum şimdi kanayan yanlarımı, varlığının korundan, yokluğunun azabına hicret ederken yürek yangınlarıma düşüyorum bedelsiz.

Kim bilir, sen her zaman olduğu gibi, geceyle ne kadar ince ve narinsin. Bütün güzergâhlarıma döşüyorken ayrılık, şimdi nerede, ne yaşadığını bilmediğim sisli muhabbetlerinin düş kurgularındasın belki.

Oysa ben sende dört mevsime ilkbahar adı vermiştim. Gülüşlerinde papatyalar açarken, kahırlarımı sürgün ediyorken varlığında ve karanlıklarımı aydınlatmaya yetiyorken gözlerin, gecikmiş gelmelerin ile erken gitmelerine vuruldum.

Bilirsin her şeye rağmen bu sevdaya en büyük bedeli ben ödedim. Demiştim, hem de daha yolun ilk basamaklarında, bir başkadır benim sevdam, taşıyamaz her yürek diye. Öyle değil mi?

Nitekim yüreğime bir kıran gibi yumruklanmış yokluğunu kadehlerken, şişenin dibini bulacağım bu gece, bulacağım ve öyle gideceğim senden…

Ş.Semihhan AYDEMİR

Yazar: Ş.Semihhan AYDEMİR | Kategori YAZILAR | Etiketler:: , , , , , , , ,

1 Yorum »

Yorum by Rosa
  • dalıp gittim satırlar arasına çok dokunaklı yazı.

    18 Ocak 2010 @ 00:33
  • RSS yorumlardan haberdar ol.

    Yorum yapın