zebun bir hal deminde kıyasla düştük
karanlık ininde baş koyarak toprağa
hesapsız yolculukların sonuncusuna çıktık
vay be…
biz önceden böyle miydik?
çocuk yürekli ihtiyar gençler,
derin yüz hatlarında dumanı çekerlerken bile
eh hiçte fena bir duruş sergilemezlerdi
nasılda şavkımız ererdi semaya
göğe ve toprağa sahip bir edayla
her gün birilerini kaybetmekten arlanmadan
eksilen sayılarımızın acısını
çoğalan payımıza gömüyorduk
nasılda iştahla yutuyorduk dünyayı
sonumuzun böyle olacağı belliydi efendiler
şimdi suçlu bakışlarla bakışıp,
ateşimizi başkasına giydirmeye gerek yok
hem düşünce zerrenin kayıt edildiği defter
mizan-ı teraziye koyulunca
utanç duyulacak hallerimizi görüp
yüzümüzü çevirecek taraf yok
kifayet-i kıyam-et
şaşkınlık içinde gafletten uyanıp
tabur tabur saflar halinde tek sıra
kendi cinayetimizi tescilleyen biz
insanlığımızdan utanacakken
saklılarımızın tezgahında
vebalimizi yükleyecek adam arıyoruz
tapındığımız tanrıların güçsüzlüğünü görünce
tek sıra, tüm parmaklar aynı yöne
işte günah keçileri, işte suçlular
ah insanoğlu, çırpındıkça batan
yine de kendine toz kondurmaz…
Yazar: Ş.Semihhan AYDEMİR

