gün görmez şehrin sabahında pusluyum bir/az
henüz uyanmadım, gün/düz mü, gece mi bu?
doğrusu anlamadım
nedir bu acelen, bir/az dursan olmaz mı?
kaşının kemanından çekip şah-ı, mat eder gibi bak/ma öyle
yağmurlar öncesi suskunlukta biraz gözlerim
çok soru sor/ma, üzerime gel/me işte
beynime bağdaş kurmuş düşüncelerden argın,
bir/az sitemkar, bir/az ezâyım bugün
hava ayaz,
küçücük bedenim sığmaz oldu komacan şehire
çatlamış toprağın dudaklarına düşen bin parça
serseri bir rûzigâr tek çırpıda kırıp geçiyor gülün boynunu
kafam karışık,
lakin sualimin cevabı, tarihi bir eser gibi duruyor karşımda
kırılan gülün boynu savrulmuş yapraklar arasında yer arıyor kendine
tabiki direnmek kadar, vazgeçmekte erdemdir
ancak burada zaman vakitsiz işliyor
bugün pazar,
kim bilir hayat bize hangi tarifeyi, nasıl yazar
şehirde bir tını, kiliseden yükseliyor çan sesleri
belli ki buranın imam-ı papaz
gözlerimde şehr-i sultan,
Fatih’in eserinde özlediğim ezan
bir aziz, bin vezir sureti canlanıyor beynimde
yalınız gördüğüm farklı, duyduğum farklı
işte budur benim için en büyük azap…
Ş.Semihhan AYDEMİR
