Asırlar öncesinden bilirim bu senfoniyi
Yağmurun sesinde ritim bulan şarkılarımız vardı bizim
Sessizliğin gürültüsü olan şiirler yazardı şairler
Sonra dökülen mısralara sahiplenirdi birileri
Sabahçı kahveleri bilirim
Uyku sersemliğiyle çarşafa sarılmış dostluklar
Sonra baca gibi duman çıkaran tiryakiler vardı
Sıcaklığı kaldırım taşlarında arayan
Minik yürekler bilirim gelip aramıza karışan
Rengarenk etekleri,
Pembeli naylon ayakkabılarıyla
Henüz dansa kaldırılmamış genç kızlar bilirim
Ve sonra iki tatlı söze
Hiç öpülmemiş dudakların titrekliğini
Yüreğimizin derinliklerinde his ederdik
Delikanlıydık hani
Gençliğimizin o en deli dolu yıllarında
Nice deli taylar gelip geçerdi yüreğimizden
Sevdalanır, demlenir ve söylenirdik kendi kendimize
Ama söyleyemez, konuşamaz ve anlatamazdık kimseye
İçimizde yatan ceylan güzeli akşamlarımız vardı
Günde bir görmek için pencere altı pusularımız olurdu
Hay aksi civardan bir ses duyulsa
Kaçışır ve görüşemezdik o gece
Sabah olmayı bilmezdi işte o zaman
Hani göremedikya camdan cama birkere
İçimiz içimize sığmazdı
Hudutlarımız uykusuzlukla çizilir,
En yaman yağmurlar birikirdi gözlerimizde
Acımızı yüreğimize basar
Yinede terk edemezdik birbirimizi
İşte öyle birşey di bizde sevdalık…
Yazar: Ş.Semihhan AYDEMİR
