çelişkili sorgulama serüveninde yitik düşünceler
elde hazan, elde kayıp zaman ve elde azap
mumun dibini aydınlatmadığı kadar karanlık,
güneşin özünü yaktığı kadar canımı yakıyorsun
dudakları çatlamış toprağın koynuna damla misali düşüyorum
havva’nın adem’i kadar pişman,
züleyha’nın yusuf’u kadar suçsuzum
seni tanırım!
mezopotanya tutkunu, ortadoğu kadar karışıksın
anarşist sevdam
çatlamış dudaklarımdan beslenip
içtiğin kanımda güçleniyorsun
oysa ben kirpiklerine hapsolmuş öfke olsam bile
göğsüme koyduğun ateşte gölgelenirim
ve yinede bilirim
özünde, göğün toprağa yakın olduğu kadar ıraksın
ahh kıyımım
soluma bir kırbaç gibi iniyor gözlerin
kirpiklerim hafiften çiseliyor
ve duvarlarda nem, nemde kokun
burnumun direğini titretiyor yokluğun
gölgeleri yükselmiş gecenin koynunda selvi boyun
bir ayyaş iştahıyla bakıyorsun
güveze boyanmış dudaklarında üç kıvrım
biri gel, biri dur, diğeri gelme diyor
iki dudağının arasındaki boşluğa düşüyorum
ve sahipsiz bir bestede son nakarat
bağışla, seni kokundan öpüyorum…
Ş.Semihhan AYDEMİR
