cemalime ermiş vuslatın yamacında
esrik kalemimin ucuna asılı sirkaf
yüreğime düğümlenmiş mısralarla
intikam alırcasına ayrılığı yazıyor
güneşin koynuna ayaz
gecenin alnına kor konuyor
ve kalbim acıyor
ve yüreğim kanıyor
kirpiklerime asılı güz mevsimi
kırkaltılık deli gibi
yalnızlık gömleğini giydiriyor
divane gönül
gamı sıfata vurup kadehi
zatı halından geçiyor
zehir zemberek vakit
savrukluğumun yayıldığı odam
cidar bir sessizlikle
bana kabristanı hatırlatıyor
perde iniyor
yıkılıyor duvarlarım
kale(m) düşüyor
ve ellerim üşüyor
kırmızı şarap tatında
gıyabında dudakların
göğsümün çeperine takılırken
ruhum ayak izlerinde eziliyor
ve yine canım acıyor
ben ki heybet-i ala
özümden geçmiş beçare
ipimi çekmeni beklerken
ruhumun cennete uzanan köprüsü
hışmınla bir celsede düşüyor
şimdi sırat-ı geçmek bile yok
cehennem narında bana yanmak düşüyor.
Yazar: Ş.Semihhan AYDEMİR

