eşkıya bir azabın nasen koynundayım
mahzenime düşmüş gitmelerine gebe yüreğim,
yokluğunda mecnun’laşırken
yırtık ceketimin yamalı cebinde resmin
savrulmuş saçlarını küçük ellerimle topluyorum
adını hicret koyduğun zamansız gitmelerin
aramıza apansız uçurumlar kazırken
sen bedir heybetiyle gidiyorsun
bense hendek çukuruna düşüyorum
