Ocak 19th, 2010
Kıvrım kıvrım yürüyüşünü marifet bilip
Doğurmamış halinle övünerek
Aklınca basma havanı
Sosyetem…
Biz doğurgan anaların delikanlı evlatlarıyız
Sürünmüş kokularını
Yarım metre boyunda topuklarla
Kendini endamlı sanıp
Parmakları üzerinde yürümeye cüret etmiş hilebaz
Savurup saçlarını,
Kaşının keman ucuyla attığın bu bakış kime
Kime bu yarım kilo boyalı süsleniş?
Ah köylüyüm/ya ben
Tabiki kendine…
Yemezler sosyetem
Detaylar »
Ocak 19th, 2010
Ayrılık kırmışsa kanatlarımı,
kalemi kırılsın bu sevdanın!
ne sen ol yarınlarımda
ne de yaşama sevinci gönül bağımda
yıkılsın ne var ne yoksa
bir harabeye dönüşsün gönül evim
çaktın nasılsa çakmağı çırama
ha bir kıvılcım acıtmış canımı
ha har yeri olmuş deli gönlüm
ne fark eder?
nasılsa ikisi de yakacak canımı
bu sevdaya da iyi yanmak yakışır
bir kıvılcımla bitecek tütsü değil benimkisi
senin kadar ucuzda değil duygularım!
Detaylar »
Ocak 19th, 2010
Anlamsız zamanın seyrindeyim
Bir adım geride, bir adım kendi içimde
Süzülüp gecenin avuçlarından
Kendi hayat çukuruma,
Kendi mezarıma düşüyorum öylece…
Ve gıyabımda ölüyüm
Detaylar »
Ocak 19th, 2010
bu gece dumanlı başım
sillesini vurmuş ayrılıklara mahkum
esarete demir atmış zaman gemisi gibiyim
ne nuh kadar ayrıcalıklıyım,
nede savrulan yaprak kadar alçak gururum
içime düşen bu ateş küllenmez biliyorum
cümleler arasına sıkışmış adın
demirde dövülmüş kılıç kadar keskin
Detaylar »
Ocak 19th, 2010
kanlı bir bıçağın sırtına binmiş duyguların,
barutla sarılmış yarasının üzerine kus zehrini
dünden kalma bayat ve soğuk çay
artık ısıtamaz yüreğini
ellerinin ayasına iyice kavra tavlını
kazandıklarınla övüneceğin kadar
kaybedeceklerinle de ağlarsın
Detaylar »