Kalem sahibi ile iletişime geçin

SIIRLERIM

İsrafil’in nefeslerine dek…

bir kalbin fethi, cihan fethine bedeldir bazen…

sevgilim…
gece yine gözlerimden yol oluyor sana
kirpiklerime asılı uykuları bölüyor düş seferlerim
seni sevmeyi, ömrümün olmazsa olmazı bilirim
ki kendimden…
seni kalbime doğurana sığınırım

yüzüme düşen hayat çukurlarında saklı hikmeti
bilir Allah…
ve nasıl sevdiğimi de bilir
sende bilirsin sevgili…

hayalini bile kurmakta zorlandığım diyar-ı ezeline
yol oluyorum nicedir…
aşkın asıl sahibine adayarak bu kalbi
dualarda güvenceye alıyorum bizi…

sana olan bu aşk olmasaydı
içime bu kadar heyecan doğmazdı benim
sevgim beni hakka götürmeseydi eğer
bu denli anlamlı olmazdı aşk…

şehvetin gölü bir gün kurur
ihtiras nehrine düşen yağmurlar durulur
gençlik heyecanları sıfırı tüketir
ama…
sonsuzluğa yol olan hissi aşkın İlahi arzusu bitmez
zira ne kadar sevdiysem…
o kadar buldurdu kendini mevla
ve seni de buldurdu bana…

şimdi ellerimin aya’sına yüzünü indiriyorum
yanağındaki yarım gamzeye düşmeden henüz
gözbebeklerime sürdüğüm kaşlarındaki yayda
bir ok yüreğim
gece aydınlığa perdelerini örtse ne olur
o perdeleri şafaklara aralayacak olan var…
aramızda binlerce kilometre olsa ne olur
bu aşkta beni sana yol eden var…

azizim…
mazgalları sürülmüş
ve…
aşka örtülü gönlümün kapılarını
yüreğiyle açan sevgili…
her halinden bir dem ve deminden em aldığım yarim
seni secdelerimde diz çökmüş dualarla süslüyorum
ki beyaz gelinlik öncesi…
dua ile kalbine kınalar yakıyorum…

batıdan yüreğinin doğusuna yol olurken
içinin Anadolu’sunu yurt biliyorum…

hey… can yârim…
gözlerini teslim ettiğin uykularından öpüyorum
ve “La Galibe İllallah” deyip
seni galip olana emanet ediyorum…
her türlü vesveseden
ve aşkın nazarına nazar değdirecek hallerden
yine Allah’a sığınıyorum…
şahidini Allah tuttuğum bir aşk’la
seni İsrafil’in nefeslerine dek seviyorum…

Stockholm / 07.02.2019 gece bir surları…

YORUMLA

DEVAMINI OKU
Duygularınızı yorumlayın

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SIIRLERIM

yokluğuna…

ağır uykulardan geçiyor şehrin sessizliği
sağırlığında sallanan sokak lambası
gözlerime biriken yağmur taneleri
yağsa sel alacak gönül yatağımı

gündüzden kalma fırtınalar içimde
dalgası yüreğime vuran sesin
öfkelerin lav taşıdığı bir halde
yakıp, yıksan rahat eder belki de için

ruhumun kabristanından geçiyorum
üzerime kürekle toprak atan sen misin?
ne ara, yoksa öldürdün mü beni?
bu ağır sessizlik neyin nesi…

acılar tuğladan duvar örüyor
çatısı olmayan ev misali
içim su alıyor kendimden kaçtıkça
rüzgarın yüzüme çarptığı kar taneleri
ve yine ıslanıyor
yokluğundan kaçmaya çalışırken benliğim

yabancısı olduğum bu şehir
kaldırım taşlarındaki anlayışsızlık
kendimi içine sığdıramadığım dünya
sen yokken…
neden her şey bu kadar küçük
ya da fazla büyük…

yol boyu yükselirken gölgeler
adımlarım dünyaya olan öfkemi eziyor
anlasam dillerinden konuşurdum
insanların anlayamadığını anlatarak ağaçlara

ayak bileklerimde buz kesiği
ve parmak uçlarımda raptiyeli bir ağrı
sonradan fark ettim
ayakkabı yerine terlik giydiğimi

merak etme iyiyim…
henüz ölmediğimi üşüyünce anladım.

Stockholm 10 Mart 2019 / yokluğundan kaçarken…

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

nar ateşi…

ya git harabeye döndür yurdumu
ya kal cennet eyle gönül bağımı…

gönül tahtımda dururken alın yazgımla
örttüğüm mezarlıklara kazmayı vurma
öfkelerini çekiç edip,
sözleri çivi misali çakma
kalbim acıyor…
beni yokluğunla itham ettiğinde…

biz ki ezel zamandan, ebede yürüyen
sonsuzluğu yurt bilen bir aşkın
en zirvesine böyle çıkmışken
uçuruma düşmek yakışmaz bize…

öfkelerin galip geldiği yerde
mağluptur insanoğlu…
ki aşk öfkenin rüzgarında yaşamaz

yokluğunu azı dişimin ağrısıyla çekerken
varlığına can atan yanımdan sitem etme
sensizliği gam eyleyip sızlarken
sana arzularımı yük bilme yüreğine

ben ki seni aşkın divanında yar bilen
yüreğimin gelini eylediğim sevgili
sana bu kadar çırpınırken kalbim
senden geçiyor olduğumu söyleme…

hüznün yoldaştır gönül yoluma
gamın sırdaştır suskun halıma
yüreğinin mültecisidir bu aşk
be’mecal kalsam bile gönül yurdunda
yakma nar ateşini kollarımda…

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Lal-i firkat

ağır aksak zamanın ipinde gergin kirpiklerim
çatık kaşlarımın düşünceleri beraat ettiği vakit
dudaklarımı coptan geçiren dişlerim öfkeli
düşünceler tehlikeli sloganlar yazıyor beynimin duvarlarına
özleme duygusu gönlümün ranzasına benzin döküyor
gözlerim çakmak taşı ve kalbimin fitili ateşledi
binlerce kilometreye serilmiş göz pınarlarım
susuma saklasam da tüm kelimeleri
yanaklarından devrilip dudağının kıyısına vuran dalga
ağzıma lav taşıyor
içimde çıkan yangının dumanlarını bastırsa da bedenim
yoksun, bu yangına su dökülmüyor…
şehrin kalabalığında attığım binlerce adımda aynı ritm
na sen caddeler ve la mekan yüreğim tüm adreslerde
kaldırımlardaki beton soğukluğu yüzüme çarpıyor
yüreğimin buhran kazanında kaynarken hasretlik
“Uğurlama” türküsünde sesim lal-i firkata karışıyor…

Stockholm – 06 Mart 2019

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

EN ÇOK OKUNANLAR