çelişkili sorgulama serüveninde yitik düşünceler
elde hazan, elde kayıp zaman ve elde azap
mumun dibini aydınlatmadığı kadar karanlık,
güneşin özünü yaktığı kadar canımı yakıyorsun
dudakları çatlamış toprağın koynuna damla misali düşüyorum
havva’nın adem’i kadar pişman,
züleyha’nın yusuf’u kadar suçsuzum
seni tanırım!
Detaylar »
biri gel, biri dur, diğeri gelme diyor
Bana ayrılıktan gel
Bana ayrılıktan gel…
Dizginlerini koparmış deli bir tay gibi
Yüreğimi celbinle ez!
Yüreğinde birikmiş nefretinle gürle
En asi rüzgarları bile kat önüne
Evimin çatısını yüreğimin kafesine yık
Sana esir düşmeye damatlık giyinmiş
En delikanlı heyecanlarımla bekliyorum
Detaylar »
Gel yetiş imdadıma
Yaşama kulaç atıyorum durmadan
Aşkın bakır sırtına binmiş duyguların
Döküntüleri arasında boğulmak üzereyim
Gel yetiş imdadıma!
Kopar şakağıma dayanmış namluyu
Vur aşkımızı kirletmeye çalışan cellâtları
Ne gel, nede gelme
Elimde şafaklara kırılgan gözlerin duruyor hala
Yüreğin güney, ellerin zemheri ve gözlerin hala kuzey
Yosun giyinmiş yeşil gözlerinde bir ayaz
Fecri sadık narinliğinde bir tebessüm duruyor yüzünde
Hiç unutmam…
Ellerinin yumruk, gözlerinin şaşkın olduğu geceleri
Detaylar »
Gel ey yüreğimin sahibi
Özlemin İstanbul kadar zor geliyor
Yokluğun büsbütün kuşatmış yüreğimi
Gel ey yüreğimin uzak sahibi
Gel ey aşkların en tatlı baharı
Bir yıkım içinden aldın yüreğimi
Beni densiz mutluluklara saldın
Gel benliğimin hicran geçidi
