
Beynine bağdaş kurmuş düşünceler ile düşüyor dehliz acının koynuna, gümüş tabakadan sarılmış sigaranın, dudaklarında tutuşan dumanında kül oluyor hayalleri… O farkında olmadan yeni hayallere koşma heyecanı ile omzunda ceketi, ha birde sırtında baba yadigârı yeleği ile düşüyordu uzun yola. Hey gidi günler ekmeği, aş-ı uğruna çekilecek çileden bihaber kudretle yere basıyordu ayakları. Nede olsa artık o bir Alamancı! Kim bilir belki birkaç yıl sonra altına çekecektir kırmızı Mercedes’i ve dönecektir anayurduna. Oysa evdeki hesabın çarşıya uymadığını bilemeyecek kadar daha toy bir delikanlıdır Hasan amca.
Detaylar »
Geçmişin Göç’ü, bu günün geç’i…
Beni gör olur mu?
Bir gece vakti dudağına düşen buse ile yüreğime düştü bu sevdanın ateşi, sen güldün ben yandım.
Beynime çakılan sesinin ritminde titreyerek kalbim, her gün biraz daha sevdim seni.
Sevdim; ben sevdikçe sen büyüdün, ben küçüldüm.
Çok kez yüreğime dur dedim.
Bu sevda sana bir kaç beden büyük gelir, davul bile dengi dengine, her gün biraz daha yükünün ağırlaştığı bu sevdaya karşı koy artık dedim ama yüreğime söz dinletemedim.
Baktığım her yerde sen, gördüğüm her şeyde sen, boy boy manşetlerle süslüyorsun günlerimi/gecelerimi.
Aklıma düştüğün her yerde sular tersine akar sevgili.
Ben sana, sense benim keşfedemediğim dünyalara akıyorsun her daim.
Su akar elbet yatağını bulur diye sabırla bekledim.
Detaylar »
Gittim!
Şimdi yüreğine bağdaş kurmuş yetim sevdanın kelepçelerinde esareti yaşa
Sana ne bıraktığımın öneminden geçerek, yaşadığım önemsizlikleri bırakıyorum baş yastığına.
Ruhunun kirlendiği sokaklardan geçiyorum.
Detaylar »
Sen gittin
Gittin, hem de yaşanan onca şeye kibrit çakarak. Bense senden sonra yüreğimde tutuşan ve yakıp yok etmeye yeltendiğin sevdanın geçmişini de, geleceğini de kurtarmaya çalışıyorum yangınlarından. Yokluğunun sen duran tarafında yeniden büyüterek yaşatıyorum seni içimde. Gittin diye yokluğunu yüreğime acı ile ilmeklediğin geceyi kefensiz satırlara gömmedim. Varlığında hayata sımsıkı sarılmışken, yokluğunu suskunluğa gömecek kadar aciz olmadım. Varlığında da, yokluğunda da hiçbir zaman seni acılarımın metresi ederek yüreğimin kendi çıkarlarına değişmedim.

Detaylar »
Sonu gelmiş bir sevdanın istifası
Kahırla vuruyorum kendimi bu geceye;
Sözlerin acı kadehinden içime savruk sızılar değiyor. Fırtınalı yağmurların sert damlaları gibi, akıtıyorum seni kan kırmızı göğsümün kafesinden içimin sen kesen yanına, senli düşlerimi de ateşe veriyorum ve içimin kan kulunç’unu gece yarısı nöbetlerine gömüyorum. Bu yüzden sonu gelmiş bir sevdanın istifasını yazıyorum.
Bakışlarınla dağlara yeşiller giydirerek çocukça koşarken yarınlara, içimin üşüyen titrekliğini sende ısıtıyorken, tek bir damla hüznün sana uğramasında içim kanıyorken beni tozlanmış tarih raflarının arasına çoktan kaldırmışsın bile.
Detaylar »
