Kalem sahibi ile iletişime geçin

SIIRLERIM

Cehennem ateşine

Gülüşlerimin yamalı ucuna as gözlerini
Matem karası gecelerin pusundan geçerken
Işık ol sela’sı önceden okunmuş geleceğime
Beni böyle bırakma, kaldır düşürdüğün yerden
Gel, özlemlerinden arındır son defa
Yoksa kabir azap olur seni özlemekten

Birlikte yürüyemediğimiz yollar aşkına
Dilerim sırattan gerçerken birlikte yürütür mevla
Avuçlarıma hapsettiğim dualar hatırına
Umarım seni bana yar eder öbür tarafta
Olur da bir gün beni sorarsan
Bilesin ruhum bizar, durduğum yer kendime araf

İnsan ölünce;
Bedeni ağır, ruhu hafifler derdi babaannem
Benimse omuzlarımda talihsiz bir yazgının hayat ağırlığı
Sol yanımı kanatırken kifayetsiz acılar
Son soluk boşluğunda özlemek varmış
Göz perdesine inmeden kırılan kirpiğin ucu
Bir buse ver razı olayım cehennem ateşine…

YORUMLA

DEVAMINI OKU
Duygularınızı yorumlayın

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SIIRLERIM

Adı konulmamış

ruhun firni özlemektir
ve insan en çok özleme doğar
kirpiklerinden kaleme düşen bu uzun şiir
yaprakları yırtan o türkünün içinde
can bulan mızrabın tele vurumudur

ey gönül vokali,
cebele düşsem bu kadar üşümezdi bedenim
sevin şimdi,
odamın cidar sessizliğine gömüldü son beyt
ve aklımda kalan yalnızca adın olmalıydı
bir hayalin içinde kendime yenilmişliğim yüzüme çarparken
avuçlarımdan dökülen ömrün tortusuna göm beni

yalpa duyguların zul halinden geçişim
ve beni senden ibaret bilmem bundan
bin oluk güvez aksa da içim
boşver aldırma, sorma nasıl olduğumu
ben yandığım ateşte küllenmekte ustayım

yavunç ve üstelik yola düşmüş firak haldeyim
cemaline takılıp güvertene düşmeseydim eğer
geçmişe berdel ettiğim geleceğe yenilmezdim böyle
acı, heba ettiklerimden kalma bir miras
bu hal, bu gam senden değil
kalbimin takılıp üzerine düştüğü nice acı var

adı konulmamış her duygu korkutur beni
gülüşlerinde doğan güneşi ruhumun karanlığında batırıp,
yeni bir güne buhranımla uyanmanı istemem
aklımda ip atlayan düşüncelere takılıp düşersin
git…
duyguları düşlerine yakışır şekilde kuşan
bendeki kiri Nuh’un tufanı dahi paklamaz

nev acıların mihenk taşına yaslı solum
ben ki, yurduna kendini sığdıramamış,
gönül coğrafyasında dahi mülteci
yabancısı olduğum dünyanın hiçlik seferinde
ola ki yolumuz kesişirse bir gün
ruhumun maktul-ü fail ezasına düşmeden
bunları bil…

19.09.2018 / Stockholm

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

aşkın aşkına…

yürek sızımı tuzlu gözyaşına banarak
aşkı ervahında yitik beni arıyorum
istikameti a-la’dan hüznün payitahtına
serv olurken içsel duygular
gönül araf kendine

ey cidar sessizliğim
sükûtun hayra alamet değil
bak gör olanları
örselenmiş aşkın çarmıhına geriliyoruz

geçmiş hayallerin gelecek endişesi
dörtnala koşuyor içimde
mutluluğa kurulan saatler çalmıyor
ortak heyecanlarda buluşmuyor yüreklerimiz
ve sen….
varlığıma yegane sebep
yokluğun bu denli belirginken
aydınlığa nara atan karanlıklar boğar bizi

ne yapıyorsun?
neredeyiz?
ne oluyor?
ruhum ağır tahribatlar görmüş enkaz gibi
sol yanım yoğun bakım ünitesi
narkoz etkisiyle algısı kaybolmuş duygulara
acımasızca neşteri vuran sen
dur, aşkın aşkına dur!
bu masadan kalkamayız
böyle devam edersen…

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

hani diyorum

hani diyorum
bir gönül kıran girsin şu gönlüme
ve kırsın bütün yalnızlıkları
bir fırtınaya, bir sele kapılayım
alıp götürsün bütün acılarımı
şehir alışkanlıklarını unutturacak
yeni özlemler doğursun içime
yenilensin hayal mecralarım
sıkıştığım maddelik dünyadan
sürgün edileyim maneviyata
hani diyorum
kendi selama sevdalansam
sarılıp içime gitsem bu diyardan.

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

EN ÇOK OKUNANLAR