Kalem sahibi ile iletişime geçin

SIIRLERIM

Benim adım Eylül – Leyla

Benim adım Eylül!
Henüz sekiz yaşındayım
Başkentin küçük kızı ve tarihe dipnop düşüyor bedenim
Çocukların ölümle ödüllendirildiği yalanlara
Ölümüne kandım! sanırım Leyla’da öyle
Ve henüz çok küçük
Gülüşlerimize doyuramadan oynadığımız sokakları
Arkadaşlarımızı söbelemeden körebe olduk dünyaya
Ve vahşetin ellerinden sacede ruhlarımızı kurtardık

Mevsim vuslat, günlerden ölüm!
Bugün burada Leyla’yı gördüm
Ağrı dağından düşmüş gibiydi
Üzerinde bayramlıkları ve çok güzel bakıyordu
Ama karnı açtı anne!
Çocuklar bayram’da aç mı kalıyor anne?
Merak ettim…!
Acaba kaç metrelik kefene bizi sığdırdınız
Umarım fazla masraf çıkarmamışızdır
Çocukluğumuza yaşamayı çok gören kahrolası insanlığa

Temmuz sıcağında üşür mü insan
Üşüdüm anne! Leyla’da üşümüş
Ufacık bedenlerimizin düştüğü toprağın ağırlığı
Kırdı incecik kemiklerimizi
İnsan denen celladın elinden ölümü tatsak bile
Üzülmeyin anne, ruhlarımız gül bahçelerinde
Bizi boşverin artık, geriye kalan çocukları kurtarın…

YORUMLA

DEVAMINI OKU
Duygularınızı yorumlayın

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SIIRLERIM

aşkın aşkına…

yürek sızımı tuzlu gözyaşına banarak
aşkı ervahında yitik beni arıyorum
istikameti a-la’dan hüznün payitahtına
serv olurken içsel duygular
gönül araf kendine

ey cidar sessizliğim
sükûtun hayra alamet değil
bak gör olanları
örselenmiş aşkın çarmıhına geriliyoruz

geçmiş hayallerin gelecek endişesi
dörtnala koşuyor içimde
mutluluğa kurulan saatler çalmıyor
ortak heyecanlarda buluşmuyor yüreklerimiz
ve sen….
varlığıma yegane sebep
yokluğun bu denli belirginken
aydınlığa nara atan karanlıklar boğar bizi

ne yapıyorsun?
neredeyiz?
ne oluyor?
ruhum ağır tahribatlar görmüş enkaz gibi
sol yanım yoğun bakım ünitesi
narkoz etkisiyle algısı kaybolmuş duygulara
acımasızca neşteri vuran sen
dur, aşkın aşkına dur!
bu masadan kalkamayız
böyle devam edersen…

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

hani diyorum

hani diyorum
bir gönül kıran girsin şu gönlüme
ve kırsın bütün yalnızlıkları
bir fırtınaya, bir sele kapılayım
alıp götürsün bütün acılarımı
şehir alışkanlıklarını unutturacak
yeni özlemler doğursun içime
yenilensin hayal mecralarım
sıkıştığım maddelik dünyadan
sürgün edileyim maneviyata
hani diyorum
kendi selama sevdalansam
sarılıp içime gitsem bu diyardan.

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Şayeste

Hamak benliğinden dökülürsün civanım
Neye yarar gençliğin eğer yoksa imanın
Zeren olsan ne yazar, yaratılmış bi’çare
Galip varken mağlubsun boşuna heybetlenme

Tegallübe yeltenip mağrurlanma ey nefsim
Son şayeste nafile, efzundan düşeceksin
Kerametin sandığın kudretin sahibine
İnkar-ı cemal olma çekil had eşiğine

Ümmid-i çağan ol alemlerin Rabbine
Fanilik heva için Firdevs-i Niran etme
Allah yenage hamid ulaşıver hamdine
Nicedir bu tegafül, nefsin garaz kendine

Hudutları aşarsan zebil olur agahın
Bir dâne-i şirâre pare eyler kalbini
Keramet sende değil, bu cihanı ne sandın
Fütüvvet şah-ı olsan, hakikatin ayandır

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

EN ÇOK OKUNANLAR