Kalem sahibi ile iletişime geçin

ben seni unutacaktım

ruhumu önüme çıkan ilk hendeğe atabilseydim
üstünü toprakla örtecektim
bedenimi ölü bir ceset gibi dolaştıracaktım
anlamların yitirildiği duygunun zirvesinde
anlamsızlığın dibini bulacaktım

ben seni unutacaktım

yaralarıma attığın dikişleri söküp
seni kanatacaktım
sol yanımla birlikte göğsümden çıkararak
seni atacaktım
ruhumu bırakabilseydim ardımda
seni imkansızlığın içine iterek
karanlık duvarlara ruhunu asacaktım

ben seni unutacaktım

bir kadehin cam parçasıyla kesip yüzümü
silüetini yüz hatlarımdan silecektim
nefeslerini tenime işlediğinden beri
nöbet geçiren acılarımı dindirecektim
tenimi bedenimden yüzüp,
kokunu üzerimden silecektim

ben seni unutacaktım

binlerce kilometre taşının her birine
kafamı vura vura, aklımdaki seni parçalayacaktım
cinnet getiren düşüncelerde büyüdükçe öfkelerim
nefret zırhıyla kuşanıp, seni öldürecektim

ben seni unutacaktım

ruhumu hendeğe atabilseydim
yaralarıma attığın dikişleri sökecektim
tenimi bedenimden yüzerek,
söz geçirebilseydim kalbime
seni unutacaktım…

Stockholm 27.03.2018

YORUMLA

DEVAMINI OKU
Duygularınızı yorumlayın

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SIIRLERIM

aşkın aşkına…

yürek sızımı tuzlu gözyaşına banarak
aşkı ervahında yitik beni arıyorum
istikameti a-la’dan hüznün payitahtına
serv olurken içsel duygular
gönül araf kendine

ey cidar sessizliğim
sükûtun hayra alamet değil
bak gör olanları
örselenmiş aşkın çarmıhına geriliyoruz

geçmiş hayallerin gelecek endişesi
dörtnala koşuyor içimde
mutluluğa kurulan saatler çalmıyor
ortak heyecanlarda buluşmuyor yüreklerimiz
ve sen….
varlığıma yegane sebep
yokluğun bu denli belirginken
aydınlığa nara atan karanlıklar boğar bizi

ne yapıyorsun?
neredeyiz?
ne oluyor?
ruhum ağır tahribatlar görmüş enkaz gibi
sol yanım yoğun bakım ünitesi
narkoz etkisiyle algısı kaybolmuş duygulara
acımasızca neşteri vuran sen
dur, aşkın aşkına dur!
bu masadan kalkamayız
böyle devam edersen…

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

hani diyorum

hani diyorum
bir gönül kıran girsin şu gönlüme
ve kırsın bütün yalnızlıkları
bir fırtınaya, bir sele kapılayım
alıp götürsün bütün acılarımı
şehir alışkanlıklarını unutturacak
yeni özlemler doğursun içime
yenilensin hayal mecralarım
sıkıştığım maddelik dünyadan
sürgün edileyim maneviyata
hani diyorum
kendi selama sevdalansam
sarılıp içime gitsem bu diyardan.

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Şayeste

Hamak benliğinden dökülürsün civanım
Neye yarar gençliğin eğer yoksa imanın
Zeren olsan ne yazar, yaratılmış bi’çare
Galip varken mağlubsun boşuna heybetlenme

Tegallübe yeltenip mağrurlanma ey nefsim
Son şayeste nafile, efzundan düşeceksin
Kerametin sandığın kudretin sahibine
İnkar-ı cemal olma çekil had eşiğine

Ümmid-i çağan ol alemlerin Rabbine
Fanilik heva için Firdevs-i Niran etme
Allah yenage hamid ulaşıver hamdine
Nicedir bu tegafül, nefsin garaz kendine

Hudutları aşarsan zebil olur agahın
Bir dâne-i şirâre pare eyler kalbini
Keramet sende değil, bu cihanı ne sandın
Fütüvvet şah-ı olsan, hakikatin ayandır

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

EN ÇOK OKUNANLAR