Kalem sahibi ile iletişime geçin

SIIRLERIM

Ben seni severken…

Ben seni severken nebatlar boyun eğer
İç çeker toprağı örten bitkiler
Heyecanlanır bastığım yerler
Açılır arşın yedi kapısı
Ben seni severken miracı yaşarım
Zaman manasına ulaşır
Yaşadığım his edilir, varlığım bilinir.

Renklerin en güzeline kuşanır dağlarımın yeşilleri
Ellerim dua’da örünür yüreğine
Yazılan şiirler, okunan şarkılar mest olur
Yankılanır gönlümün duvarlarında gülüşlerin
Aşka titrer içim, ki ben yaşlı değilim
Ne zaman seni sevsem, huzurda kaybolurum…

Ben seni severken şehrimde güneş batmaz
Yıldızlar nur saçar caddelerime
İnsanların yüzü güler içime
Ben seni severken zindanlar saray olur
Yaşadığımı bilirim, özgürlüğü his ederim…

Cidar bir sessizliğe omuz silkeler yüreğin
Gizli sevdalara yol olur aşkların saklı kenti
Boşu dolmayan, dolusu almayan karşılıksız sevdalar
Kırık kadehlerin cam parasında uyanır
Secde eder aşkların en al’ası…
Ne zaman seni sevsem, sarhoşluğum bile güzelleşir…

Ben seni severken Mekke’de Sümeyye gelir aklıma
Veda Hutbesinde emanet olduğunu bilirim
Rabia Meydanında bir Esma örülür içime
Nefsime karşı Asiye direnişisin sevgili…
Ben seni severken…
İffette Meryem, tesettürde Aişe olursun

Sen beni severken…
Mescid-i Aksa’da Murabıt, Filistin’de cesur çocuk
ve şehidi Rezzan Neccar’da İsraile meydan okurum
Sen beni seversen…
Ya durdurum bu hayasızca akını ya da uğruna şehid olurum bu davanın…

YORUMLA

DEVAMINI OKU
Duygularınızı yorumlayın

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SIIRLERIM

Giriftar

Yokluğunun bana yüklediği sırtımdaki kamburla
Hayat denen vadinin içinde ağır bir yüküm kendime
Nasıl olmuşsa farkında bile değilim
Sürgün yemişim alın yazgımın sen olan tarafından
Toparlanamamış bir savrukluğum ben ömrüme

Küçük bir çocuğun yırtık cebinden misketi düşmüş duygudayım
Saçlarım tozla kaplı, gözlerim buğulu ve ellerim yumruk
Kendime kırılmışlığım misket gibi yuvarlanıyor içimde
Bir vadiden geçiyorum içselleşen yürek boşluğumla
Uzak düşlere sürdüğümden beri umutlarımı
İçim sana giriftar ve pervasızca sürüklenmekte…

Yazdıklarımı yaşarken, siz bunu şiir diye okuyun
Acımasın canınız…
Arif’e gözü kör bir dünyanın tarife takılmasını anlayamıyorum
Azı dişi kelpetenle narkozsuz çekildiğinde o diş ağrısı neyse
Öyle acıyor canım ve kan yutuyorum ciğerlerimden
Siz yine de şiir diye okuyun bu mısraları
Acımasın canınız…

Oysa giriftar bir sevdanın boğma riskini de biliyordum
Ama celladına aşık mükemmel bir tutsağım ben
Bu yüzden kalbimin altına yerleştirilen basamağa dikkat edemedim
Boynuma geçen ipi de gerektiği kadar sıkmadım
Emri verecek olan baş parmağın aşağıyı gösterdiğinde
Muhteşem bir kıyım ve can çekişen bir ölüm sunmalıydım sana

Boynumun geç kırılması, çekeceğim acının boyutu önemli değil
Sen yine de yaptığımın bencillik olduğunu söyle
Şiirlerine beni katil ettin diyerek suçla
Vicdanın seni asla rahatsız etmesin…
Adımın yarısını sende unutmuşken ben
Aşk-ı han bildiğim gönlünden sürgün etme
O bana yeter…

03.12.2018 / Aşk-ı eza buyuran yar-i candan saatinde…

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Ahdım olsun!

Yüreğimde bir özlem yığınağı
Üstümden palet geçmiş gibi içime eziliyorum
Bu geçmeyen zaman beklemeleri…
Bir diş ağrısı, can sızısı, kalp yarası
Asi bir dağın eteğinden yuvarlanan taş gibi ufalanıyorum
Kanıyor dudaklarım, dudağının kıyısına varamadan kırılıyor dişlerim
Solumda biriken duyguların merkezine bağdaş kuruyorum
Sana savrulmuşluğuma bakıp yüreğimin arkından seni içiyorum
İnsan en çok severken incinip, sevdiğinden yaralanırmış

Milyarlık düşünce kalabalığında beynim
Sükutun hecesinden gerdanına düşerken alın yazgım
Vaveyla bir intihara asıyorum adeta yüreğimi
Yaşadığım duygu kalabalığında zan olurken kendime
Heyecanlarına çoğalıp, endişelerime buz kesiliyorum
Köstekli saatin emanetçisi, kırılmış vakti gam seferinde

Yoksun ya…
Yüzü tozla kaplı bir yorgunluk çöküyor gönül kentime
Yaşadıklarımızı toplayıp bir bir yüreğimin çeperlerinden
Mesafelerin duvarlarını yıkıyorum seninle
Ne yapıyorsun deme…
Yüreğine nakşedeceğim ten yangınları için basamak kurup
Yaşanacak duygulara ateş közlüyorum.

Ruhumun pınarlarına gülüşleri dökülen sevgili
Nefeslerinde yeniden can bulacağım günlerin düşünü kuruyorum
Aşkta kaybetmeyi göze alan, o cesur adam değilim
Kalbimin gönderine çekmişken aşkın bayrağını
Özlem-i hara düşmüşken böyle yüreğim
İçimde tutuşan bu ateşle sende yanmak ahdım olsun.

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

SIIRLERIM

Har-ı gece

Göz kapaklarımdan kalbime iğne gibi batan bir acı
Tarifsiz ve zulasında bir tek, aşkı olan adamım ben
Gecenin sessizliğinde yokluğuna çıldırmış
Yutkunurken kalp spazmı geçirir halde
Dört duvara anlamsızca kaşları çatılmışım ben

Gönül evimde sen kuşanan bir yangın
Dışarıdan gelen deli rüzgar, alevleri içime körüklüyor
Kirpiklerine sürme diye çektiğin aşk
Kaşının yayından fırlayan okla beni vuruyor
İnan bilemezsin…
Suretine bürünmüş bir ölüme gülümsüyorum

Dışarıdaki fırtınaya atsam kendimi diyorum
Rüzgarla karışık yağan kar altında dualarım
Dişlerimin gıcırtısında beynime çekilirken demir sürgüler
Alnımı çatlatan sinüzit, boğazımı acıtan guatr
Ve farenjit hallerle aşka yenik düşüyorum…

Şimdi yüreğinin doğa köşkünden geçiyorum
Karla kaplı yollara bırakıyorum heyecanlarımı
Sakallarıma düşen şiirler, dudağına inen parmağım
Seni yar diye tırnaklarımla içime kazırken
Fark etmeden canını acıtanmışım ben…

Her zorluğumda sığındığım kapıya varıyorum
Avuçlarıma alıp yorgun yüzümü, hak divana çıkıyorum
Semaları ezan duymamış diyarı gurbette
Sayısızca secde edip namazgahımda
Bu aşkı Allah’ın huzurunda hatmetmek istiyorum…

Ey ömrümün kabulü ve aşkı itirafım
Gecenin bu vaktinde…
Dilimde en keskin dua oldu yine adın
Hayatımın pınarından çağlarken sana gönlüm
Ekber-i sarayda dilerim kabul olsun dualarım
Bil artık…
Sen benim en sevdiğim dua’sın…

25.11.2018 – Vakt-i yenilgi saatinde…

YORUMLA

Devamını okumak için tıkla

EN ÇOK OKUNANLAR