Esrik bir zamanın koynunda boylu/boyunca
Uzanmış kendimi seyre dalıyorum
Şakağımda düşünceler namlusu
Böğrümde gidişine saplanmış paslı bıçak
Duygularıma rehin yüreğim
Büyüyen acılarıma küçüldükçe ben
Şehirden çocuklara misket yuvarlıyorum
Detaylar »
O bile yeter
Göğsümün yangınları
Herkes taşıyamaz ayrılığın yükünü
Gidersen geri dönme elbet seni anlarım
Yeter ki ağlama dökülmesin gözyaşın
Ağlama büyümesin göğsümün yangınları
Sığmaz,
Sığmaz bu gönül dört duvar arasına
Elbet güneş doğar buz tutmuş dağlarıma
Gün gelir koşarım yalın özgürlüğe
Gün gelir tutunurum uçurtmamın ipine
Detaylar »
kifayet-i kıyam-et
zebun bir hal deminde kıyasla düştük
karanlık ininde baş koyarak toprağa
hesapsız yolculukların sonuncusuna çıktık
vay be…
biz önceden böyle miydik?
çocuk yürekli ihtiyar gençler,
derin yüz hatlarında dumanı çekerlerken bile
eh hiçte fena bir duruş sergilemezlerdi
nasılda şavkımız ererdi semaya
göğe ve toprağa sahip bir edayla
Detaylar »
iki dudak arası virgül
yokluğuna bağdaş kurmuş mısralar
nakaratlar boyu asılmış gözlerine
kargaşa falı misali
git/gel, dön/dolaş
çözülmemiş bulmaca
baştan sona, sondan başa >sen
ve diziyorum anahtar kelimeleri
sonuç;
sen bana/la ben sana/des
yaşasın kazan/dık/mı
sevinmelimiyim şimdi
Detaylar »
Seher-i revan
gitmelere sürgün zaman ayini
çark aynı, yer aynı, döngü aynı
buluşma noktalarında yokluğun
seher-i revan mızrak’ıyla beni vururken
cümbüşlerini takmış elem
şen şakrak caddelerde
sevdalı mekanlar boşluğunda gözlerin
krizantem bir bakışla konuyor masama
görüyorum,
güvez rengine boyanmış dudakların
dibi bulmuş kadehin cam parçalarında
şakağıma dayanmış namlu gibi sivri topukların
Detaylar »
ezva-i meftun
gönül arkımda hicran yemeni
iki tur, üç hamle ve elimde tek pul var
dönsem mi, bitsem mi, uzatsam mı oyunu
gitmek, kalmak yada susmak aynı noktada
vebaline razı bırakarak hayat pulumu
ve kalkıyorum masadan
