sefer tasımda ayrılık yolluğum
düşlerin ipinde yükselirken argın gölgeler
zihnimde prangalı hasret sireni
uzun soluklu sevişmeler narında gamım
ve avuntuda ışıklı kent sakinleri
Detaylar »
git diyorsun, kaşının keman ucuyla bıçaklanıyorum
korkuyorum
elimin ayasına kavradım tavlımı
gözlerimde uzayıp giderken eza ırmaklar
çok uzakta saklı şehirler mabedi
beynimde uğuldayan çakal sesleri
Senden öğrendim
Düşerken kalkmasını,
Ağlarken gülmesini,
Mutluluk evresini,
Senden öğrendim.
Yalanda doğruluğu,
Dururken yolculuğu,
Umutla yaşamayı,
Senden öğrendim.
Detaylar »
Sen yoksan; Üsküdar yok, aşk yok…
Çatlamış dudağımın kıyısında sükûnet çanları
Kum saati istasyonlarda şarap kokusu
Böğrüme oturmuş krampın acısıyla kıvranırken
Yüzüme ıslık çalıyor ekim rüzgârları
Özüme karışmış buhranlarda elma kurusu
Şehirde retina, miyop bakışlı kalabalıklar
Ve işitme engelli sokaklar arasında yitik duygular
Uzak ihtimallerin saçak bağladığı göz kapaklarımda sisler
Bu yüzden zikzaklar atıyorum dağılmışlığıma
Detaylar »
Git… Uykuları ağır çocuklar kadar rüyadayım…
toprağın suya hasret dudaklarına düştü cemali
gölgesi cüssemden büyük,
gözleri çakmaktan çakın misali
bir ateş topu gibi yüreğime indi bakışı
sonbahara yüz sürerken düşlerim
sirruslardan kopan çığlıklarla irkildim
sağanak yağmurlar öncesi gelen,
Detaylar »
Eylül yaprakları
içimde uçuşan eylül yaprakları
gökte ayaz, yerde çiğ taneleri
yanakları üşümüş sokak lambalarının
dal salıncak rüzgarın kucağında
gönül sitemini buğulu gözlerle iletirken arşa
ucu sararmış bıyık altında sus dudaklar
Detaylar »
